Hızın içinde Denge: Modern Ebeveynliğin Yeni Yüzü

Ebeveynlik insanlık tarihi kadar eski bir “olma hâli”. Ancak bugün bu kadim rolü, hiç olmadığı kadar hızlı değişen bir dünyanın içinde deneyimliyoruz. Değişen ebeveynliğin özü değil; ebeveynliğin yaşandığı zemin. Hızın, teknolojinin ve sürekli dönüşümün belirlediği bir çağda ebeveynlik artık yalnızca korumak ya da öğretmek değil; yön göstermek ve uyumlanabilmektir.

Bugün doğan bir çocuğu, henüz adını bile bilmediğimiz mesleklere hazırlıyor olabiliriz. Bu gerçek, ebeveynlik anlayışımızın da statik kalamayacağını gösteriyor. Artık mesele çocuklarımızı “bildiğimiz dünyaya” hazırlamak değil; bilinmeyene karşı donanımlı kılmak. Bu çağın iki temel kavramı var: hız ve değişim. Ancak ebeveynliğin anahtarı bunlar değil; bu iki kavramın ortasında kurabildiğimiz denge.

Değişimin en görünür olduğu alanlardan biri teknoloji ve özellikle yapay zekâ. Eğitim sistemine entegre edilen uygulamalar, öğrenme biçimlerini dönüştürüyor. “Öğretmenlerin yerini robotlar mı alacak?” sorusu sıkça gündeme geliyor. Gerçekçi olan şu: Yapay zekâ öğretmenin yerini almayacak; ama öğretmenin rolünü dönüştürecek. Aynı şekilde ebeveynin rolü de dönüşüyor. Bilgiyi aktaran kişi olmaktan çok, bilgiyi birlikte sorgulayan ve anlamlandıran rehbere evriliyoruz.

Bu noktada ebeveynin pasif kalma lüksü yok. “Dijital misafirperverlik” diyebileceğimiz bir tutum geliştirmek zorundayız. Yani dijital dünyaya ya tamamen teslim olmak ya da tamamen reddetmek yerine; bilinçli, eleştirel ve öğrenmeye açık bir yerden yaklaşmak. Dijital ve medya okuryazarlığı artık tercihe bağlı bir beceri değil, ebeveynliğin parçası. Çocuklarımızla medyayı konuşmalı, algoritmaların nasıl çalıştığını tartışmalı, dijital iz kavramını görünür kılmalıyız. Çünkü sanal dünyada bırakılan her iz, gerçek hayatın bir parçasına dönüşüyor.

Modern ebeveynliğin bir diğer belirleyici özelliği ise bilişsel esneklik. Değişen koşullara uyum sağlayabilmek, tek bir doğruya saplanmamak ve gerektiğinde perspektif değiştirebilmek… Bu beceri yalnızca çocuklarımız için değil, bizim için de hayati. Psikolojik sağlamlık tam da burada devreye giriyor. Esnek olmayan bir zihin, hız çağında yorulur. Katı beklentiler, mükemmel ebeveyn olma baskısı ve yoğun sorumluluklar ebeveyni tüketir. Tükenen ebeveyn ise rehberlik edemez.

Bu nedenle modern ebeveynliğin en cesur adımı şudur: Önce kendi iyi oluşumuzu önemsemek. Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarımızı fark etmek, gerektiğinde destek almak, sınır koyabilmek. Çünkü denge, fedakârlığın tükenişe dönüştüğü yerde değil; bilinçli sürdürülebilirlikte kurulur.

İletişim bu yeni yüzün merkezinde yer alıyor. Eğitim yazarı David Rice, iletişimin dört temel değerini SOFT akrostişiyle anlatır:
Share (Paylaşmak)
Open (Açık olmak)
Free (Serbest olmak)
Trust (Güven duymak)

Bu dört kavram modern ebeveynliğin özünü özetler. Paylaşım varsa bağ vardır. Açıklık varsa gelişim vardır. Özgürlük varsa keşif vardır. Güven varsa dayanıklılık vardır. Değişim ne kadar hızlı olursa olsun, çocuklarımızla kurduğumuz güvenli ilişki onların en sağlam dayanağıdır.

Sonuç olarak modern ebeveynliğin kontrol etmekten çok güçlendirmeyi, korkudan çok farkındalığı, katılıktan çok esnekliği gerektirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.  Hızın içinde savrulmadan kalabilmek, dengeyi bilinçli şekilde kurabilmek… kulağa iyi geliyor sanki….Siz ne düşünürsünüz?

Share