Yeni bir eğitim yılı başlıyor.
Okulların ilk günlerinde hep çocuklara bakıyoruz. Heyecanlılar mı, hazırlar mı, arkadaşlarını özlemişler mi, yeni sınıflarına alışabilecekler mi?
Belki biraz da kendimize bakmalıyız.
Çünkü her yeni eğitim yılı yalnızca çocuklar için yeni bir başlangıç değil. Biz öğretmenler ve anne babalar için de öyle.
Yıllar içinde eğitimle ilgili düşüncelerimde en çok değişen şeylerden biri belki de bu oldu. Bir çocuğun eğitim yolculuğuna eşlik etmenin, ona sürekli yol göstermek anlamına gelmediğini daha çok düşünüyorum artık. Bazen yanında yürümek, bazen gerisinde durmak, bazen de onun kendi yolunu bulabilmesi için biraz geri çekilmek gerekiyor.
Başarı dediğimiz şey de burada yeniden anlam kazanıyor. Çünkü artık başarı tanımı da değişti.
Bir çocuğun başarısını içinde bulunduğumuz sistem gereği maalesef yalnızca notlarla, sınavlarla, değerlendirmelerle ölçmeye başladık. Elbette bunların hepsinin eğitimde bir karşılığı var. Ama bir çocuğun geçen yıl söylemeye çekindiği bir şeyi bu yıl cesaretle söyleyebilmesi? Merak ettiği bir şeyin peşinden gitmesi? Yapamadığı bir şeyi yeniden denemesi?
Bunlar da büyümek değil mi?
Belki yeni bir eğitim yılına başlarken çocuklarımız için kurduğumuz cümleleri biraz değiştirebiliriz.
“Bu yıl daha başarılı olsun” yerine, “Bu yıl kendini biraz daha tanısın.”
“Hiç sorun yaşamasın” yerine, “Yaşadığı sorunlarla baş edebileceğini keşfetsin.”
“Doğru kararlar versin” yerine, “Kendi kararlarını vermeyi ve sonuçlarını taşımayı öğrensin.”
Çünkü çocukları büyütürken bazen sevginin en zor biçimiyle karşılaşıyoruz: geri çekilmekle.
Bir problem yaşadıklarında hemen çözmemekle. Bir hata yaptıklarında o hatanın bütün sonuçlarını ortadan kaldırmamakla. Her hayal kırıklığından korumaya çalışmamakla.
Yanında olduğumuzu bilsin ama kendi gücünü de tanısın.
Okul da tam burada başka bir anlam kazanıyor aslında.
Okul yalnızca çocukların öğrenmek için geldiği bir yer değil. Çocukların, öğretmenlerin ve ailelerin birbirlerinden öğrendiği büyük bir yaşam alanı.
Zaten bu ortak deneyim değil mi yaşanılan anların kıymetini arttıran. Hatta yıllar sonra ebeveynlerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin zihinlerinde farklı anlar kalacak.
Bir okul çıkışında anlatılan küçücük bir hikâye kalacak belki ya da birlikte gülünmüş bir sabah. Bir gösteriden önceki heyecan. Eve gelir gelmez anlatmak istediği bir şey. Belki de hiçbir özelliği yokmuş gibi görünen sıradan bir gün.
Ebeveynlik yaşam boyu süren zor bir uğraş ama harika içsel ödülleri de beraberinde getirir. O nedenle, anne ve baba olmanın keyfini, okul yaşamı gibi çocuklarınızın hayatındaki önemli dönemlerin anılarını “anda kalarak” ve gerçek anlamda tadını çıkararak yaşamaya gayret gösterin. Çocuğunuzla birlikte öğreneceğiniz, gelişeceğiniz, çocuğunuzun etkileşim içinde olduğu tüm topluluklara katkılar sağlayacağınız bir yıl olmasını tüm kalbimle diliyorum.
Bir eğitim yılına daha, birlikte öğrenmek ve birlikte büyümek üzere…